Yakın Koruma Akademisi Adı Altında Belge de Sahtecilik

Yabancı isimle kurulmuş herhangi bir yapı insanlar da genelde güven uyandırıyor. Bunun sebebi ”ithal” kelimesinin hayatımıza sanki kaliteyi yansıtıyormuş gibi algılanmasıdır.
Halbuki yerli olan birçok ürün ve hizmetlerimiz ithal olanlardan çok daha iyidir. Türkiye’de yıllardır Yakın Koruma sektöründe eğitimler vererek geçimini sağlayan bir elin beş parmağını geçmeyecek kadar kişi var. İşlerini ne düzeyde yaptıklarını çeşitli paylaşımlarından görmek mümkün. Aralarında oldukça iyi olanlarda mevcut. Fakat gel gelelim hepsi yurt dışında genelde İsrail/ Amerika ve İngiltere menşeili kurumlara bağlı olarak ülkemiz de temsilcilik yapıyorlar. 
Bir tanesi de dememiş ki kardeşim bu işi hakkıyla öğrendik, emek verdik ve bir yerlere geldik. Artık kendi ülkemizde başkalarını temsil etmeyi bırakıp kendi markamızla hareket edelim. Hepsi hala yurt dışına neden bağlılar?
Bunun birkaç sebebi var:

1) Kendilerinin marka olabileceklerine inanmayıp, bir gölgede sığıntı gibi yaşamak kendilerini ticari olarak güvende hissettirdiği için.
2) Milliyetçi duyguları yeterince gelişmemiş olduğu için. Eğitimi kendi ülkende, ülkende ki imkanlar ile ve ülkenin vatandaşlarına, bu ülkenin vatandaşı olarak vereceksin. Ama kurum yabancı.
3) İnsanların kuruma değil, kendilerine geldiğini hala fark edememiş olmaları. Dolayısı ile öz güven eksikliği ve köleliği kabullenmiş olmaları. 
4) Yurt dışında bile eğitim versen, Türk vatandaşı olarak gidip yabancı birinin hizmetçisi gibi çalışmak zorlarına gitmediği için. 
5) ”Adam yıllardı işini kurmuş, geliştirmiş, onlarca temsilcilik vermiş şimdi ben ayrılsam bunu nasıl yaparım. Uğraşmaya değmez, böyle devam” diyen bir zihniyet olduğu için. Yani, vizyon sahibi olamadıkları için. 

Bu kişiler yerelde birileri güzel işler yapıp başarılı olunca genelde dedikodu yapmaktan geri duramazlar. Çünkü bunca zaman verdiği emeğe karşılık, yerele bu büyük işleri kendisinin yapması gerektiğini düşünmeye başlar. Yapacak vizyon olmadığı için sadece yapanların arkasından dedikodu yapabilirler. 

Gelelim bu kişilerin sahtekarlığına. Arkadaşlar ülkemizde az önce dediğim gibi iyi eğitim verenler var. İyisi de kötüsü de yurt dışı menşeili ülkemiz de hiç bir yasal dayanağı olmayan sertifikalar vermektedirler. Her şirket kendi alanında eğitim çalışması düzenleyerek, kendi adını ve alanıyla ilgili bilgileri içeren yazıların olduğu ama yasal geçerliliği olmayan sertifikalar verebilir.
Bu sertifikaların en sıkıntılı kısmı sadece geçerli olmayışlarıdır. Tonla para verip iyi bir eğitim almış olursunuz ama bu sözde belgeleri asla bir kurumda işletemezsiniz. 
2019 yılında Türkiye’de Uluslararası Yakın Koruma Savunma Eğitim Federasyonu olarak kurulduğumuz da hedefimiz bu sektörde eğitim alan herkesin elinde geçerli evraklarının olmasını da sağlamaktı. Öncelikle kendimizi geliştirdik. Eğitimlerimizi yeniledik. Eğitim yerimizi hazırladık ve eğitim vermeye başladık. Verilen her belge özellikle TSK personel yönetim bilgi sistemi (pybs) sistemine ”NATO, Koruma Belgesi” statüsünde işlendiğini tekrar gururla söylemek isterim. 
Diğer kurumlardan almış olduğunuz belgeler asla yasal bir gerçekliğe dayanmamaktadır. Fakat Türkiye piyasasında kendisine yakın koruma arayan insanların %95’i yakın koruma alanında resmi bir kurumun olup olmadığını bilmedikleri için elinde sertifika ile giden herkese ” eğitimli” ve ”belgeli” gözüyle bakıyorlar. 3-4 seneye kadar sadece UYKSEF ten alınan belgelerin geçerli olduğunu tüm Türkiye öğrenmiş olacak. 

Dolayısı ile verilen belgeler sahtedir ve yasal dayanağı yoktur. Önümüz de ki dönemler de bu kişilere verdikleri belgeler konusunda dava açılacak.  Hiç biri Yakın Koruma, Uluslararası Yakın Koruma ve bunların İngilizce halleri ile sertifika veremeyecekler. 
Yaptıkları iş tactical atış olduğu için bu alanda istedikleri faaliyeti yürütebilirler. O alanda oldukça iyiler ve kendi kulvarlarında devam etmeleri onlar için sağlıklı olacağı kanaatindeyiz.

Tactical bir silah spordur. Duran hedefe çeşitli atışlar yapılarak gerçekle ilgisi olmayan tamamen keyfi bir spordur. Tactical eğitimi gerçek operasyon eğitim ile birbirine karıştırmamak gerekir. Bu alanda eğitim veren neredeyse herkes (yakın koruma işi yapanlar hariç) hayatlarında hiç yakın koruma işi yapmamış olmasına rağmen, malesef ki koruma eğitimi sektöründe girmeye çalışmaktadırlar. Bu sebeple çok fazla bilgi kirliliği yaşanmaktadır. Özellikle tactical camiasının büyük çoğunluğunu sivil kişiler oluşturmaktadır. Pek azı, asker ve polis kökenli eğitmenlerden oluşmaktadır. 
Oldukça keyifli bir eğitim olan tactical sporuna kendisini fazla kaptıran birçok sözde eğitmen malsef ki kendisini bu alanda söz sahibi olduğunu iddia edecek kadar ileri gitmektedir. 
Bu eğitime herkes gidebilmektedir. İşin sıkıntılı kısmı da burada başlamaktadır. Atış poligonlarına 18 yaşından büyük herkes girebiliyor. Burada ki tehlikeyi kimse görmüyor. Bazı poligonlarda atış yapmak amacı ile girip intihar eden kişiler dahi oldu!
bu konuda her önüne gelen de eğitim veriyor ve maalesef ki bir denetime tabi tutulmuyor. Bu konuda bizzat İç İşleri Bakanlığına bir düzenleme önerisi ile yazı hazırladık. Umarım yakın zamanda bu konuya ilişkin bir cevap gelecektir, kanaatindeyim. 

Ve sakın unutmayın ki, iyi bir yakın koruma çok iyi silah kullanıp, dövüşe bildiği gibi asıl meziyeti bunlar değildir. Gerçek meziyeti koruduğu VIP’yi tehlikeden uzak tutabilmesi ve tehlikeden kaçırabilmesidir. 
VIP’den bedenen sorumluğu kadar, ailesinden, sağlığından, psikolojisinden ve huzurundan da sorumludur.  Tabi ki iyi düzeyde silah kullanabilmeli ve dövüş yeteneği olmalı. Bir düşünün hayatınız da kaç kez adam vurmak zorunda kalırsınız? Kaç kez bir VIP için birilerini dövmek zorunda kalırsınız? 
Saygı ve sevgilerimle……

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.